top of page

Zarlar, Ejderhalar ve Sosyal Kaygı: TTRPG’ler Destekleyici Bir Araç Olabilir mi?

Masaüstü rol yapma oyunları; oyuncuların bir karakter üstlenerek ortak bir hikâye içinde iletişim kurduğu, karar verdiği ve sorun çözdüğü grup oyunlarıdır. İlk araştırmalar, bu oyunların sosyal etkileşim, öz yeterlik ve ruhsal iyi oluş bakımından destekleyici bir ortam sunabileceğini düşündürmektedir. Ancak TTRPG’lerin sosyal kaygıyı tedavi ettiği henüz söylenemez. Çalışmalar çoğunlukla küçük örneklemlere dayanmakta ve daha güçlü kontrollü araştırmalara ihtiyaç bulunmaktadır.



TTRPG nedir?

TTRPG, İngilizce “Tabletop Role-Playing Game” ifadesinin kısaltmasıdır. Türkçede “masaüstü rol yapma oyunu” olarak kullanılır.

Dungeons & Dragons en bilinen örneğidir; ancak farklı kurallara, dünyalara ve temalara sahip çok sayıda masaüstü rol yapma sistemi bulunur.

Bu oyunlarda katılımcılar:

  • Kurgusal bir karakter oluşturur,

  • O karakter adına kararlar verir,

  • Diğer oyuncularla ortak bir hikâye geliştirir,

  • Karşılaşılan sorunlara çözüm üretir,

  • Kararların sonuçlarını oyun dünyası içinde deneyimler.

Oyunun akışını genellikle “oyun yöneticisi” veya “rehber” olarak adlandırılan kişi düzenler. Bu kişi hikâyeyi anlatır, kurgusal dünyadaki diğer karakterleri canlandırır ve oyuncuların seçimlerinin sonuçlarını açıklar.

TTRPG’ler klasik kutu oyunlarından farklıdır. Çoğunda önceden belirlenmiş tek bir kazanma koşulu yoktur. Amaç, diğer oyuncuları yenmekten çok birlikte gelişen bir hikâyeye katılmaktır.

Sosyal kaygı nedir?

Sosyal kaygı; kişinin başkaları tarafından olumsuz değerlendirileceği, küçük düşürüleceği, eleştirileceği veya reddedileceği düşüncesiyle sosyal ortamlarda yoğun korku ve kaçınma yaşamasıyla ilişkilidir.

Sosyal kaygısı olan kişi özellikle:

  • Grup içinde konuşma,

  • Yeni insanlarla tanışma,

  • Görüşünü ifade etme,

  • Hata yapma,

  • Dikkatin üzerinde olduğunu hissetme,

  • Eleştirilme veya reddedilme

gibi durumlarda zorlanabilir.

Sosyal kaygı olağan çekingenlikten farklıdır. Korku ve kaçınma kişinin eğitimini, işini, ilişkilerini veya günlük yaşamını belirgin biçimde etkiliyorsa profesyonel değerlendirme gerekebilir.

TTRPG’ler sosyal kaygısı olan bireylere nasıl bir ortam sunabilir?

Masaüstü rol yapma oyunlarının sosyal kaygı açısından dikkat çekmesinin temel nedeni, sosyal etkileşimi yapılandırılmış bir çerçeve içinde sunmasıdır.

Gerçek hayattaki sosyal ortamlar çoğu zaman belirsizdir. Ne zaman konuşulacağı, başkalarının nasıl tepki vereceği ve konuşmanın nereye gideceği önceden bilinmez.

TTRPG masasında ise:

  • Herkesin neden bir arada olduğu bellidir,

  • Ortak bir konu ve amaç vardır,

  • Katılımcıların rolleri daha görünürdür,

  • İletişim oyunun hikâyesi üzerinden ilerler,

  • Sessizlik veya duraksama oyunun doğal parçası olabilir,

  • Başarısız bir girişim hikâyenin sonu olmak zorunda değildir.

Bu yapı, bazı kişiler için doğrudan ve yapılandırılmamış bir sohbetten daha kolay olabilir.

Bununla birlikte oyunun kendiliğinden güvenli olacağı varsayılamaz. Alay edilme, dışlanma, baskın bir oyuncunun bütün hikâyeyi yönetmesi veya kişisel sınırların ihlal edilmesi TTRPG grubunu da zorlayıcı hâle getirebilir.

Bilimsel araştırmalar ne söylüyor?

TTRPG’lerin sosyal kaygı ve ruhsal iyi oluş üzerindeki etkilerini inceleyen araştırmalar henüz yeni ve sınırlıdır.

Sosyal kaygı üzerine Harrisburg–Bodhana araştırması

Harrisburg Üniversitesi ve The Bodhana Group araştırmacılarının yürüttüğü keşifsel çalışmaya 25 yetişkin katılmıştır. Katılımcılar üçü yapılandırılmış müdahale, ikisi olağan oyun koşulunda olmak üzere beş gruba ayrılmış ve gruplar çevrim içi olarak haftada bir kez, 12 hafta boyunca buluşmuştur.

Araştırmada:

  • Genel kaygı,

  • Sosyal kaygı,

  • Sosyal beceriler,

  • Grup deneyiminden memnuniyet

ölçülmüştür.

Grupların genelinde öz bildirimle ölçülen genel kaygıda düşüş ve sosyal beceri puanlarında gelişme bildirilmiştir. Ancak sosyal kaygıdaki değişimler bütün gruplarda aynı değildir. Bazı gruplarda azalma görülürken bazı grupların belirti düzeyleri benzer kalmıştır.

Çalışmanın küçük örneklemli olması, gruplar arasındaki farklılıklar ve araştırmanın çevrim içi yürütülmesi sonuçların genellenmesini sınırlar. Bu araştırma TTRPG’lerin sosyal kaygıyı tedavi ettiğini kanıtlamaz; yapılandırılmış grup oyununun araştırılmaya değer bir alan olduğunu gösterir.

Sekiz haftalık Dungeons & Dragons araştırması

2024 yılında yayımlanan başka bir çalışmada 25 yetişkin sekiz hafta boyunca haftada bir saat Dungeons & Dragons oynamıştır.

Araştırma sonunda katılımcıların öz bildirimlerinde:

  • Kaygı,

  • Stres,

  • Depresif belirtiler

azalırken;

  • Benlik saygısı,

  • Öz yeterlik

puanlarında artış bildirilmiştir.

Ancak çalışmada oyun oynamayan bir kontrol grubu bulunmamaktadır. Bu nedenle değişimin doğrudan Dungeons & Dragons’tan mı, düzenli sosyal etkileşimden mi, grup aidiyetinden mi veya başka etkenlerden mi kaynaklandığı belirlenemez.

Araştırmaların genel görünümü

2024 tarihli bir kapsam incelemesi, masaüstü rol yapma oyunlarının sosyal kaygı, depresif belirtiler, otizm, sosyal beceriler ve bilişsel beceriler gibi farklı alanlarda araştırıldığını göstermektedir.

Bununla birlikte incelemede yer alan çalışmaların önemli bir bölümü:

  • Küçük örneklemlidir,

  • Kontrol grubu içermemektedir,

  • Nitel verilere dayanmaktadır,

  • Birbirinden farklı oyun ve uygulama yöntemleri kullanmaktadır.

Bu nedenle TTRPG’lerin klinik etkililiği hakkında kesin bir sonuca ulaşmak henüz mümkün değildir.

TTRPG bir terapi yöntemi midir?

Olağan bir Dungeons & Dragons grubu terapi değildir.

Bir etkinliğin terapi veya yapılandırılmış ruh sağlığı müdahalesi olarak değerlendirilebilmesi için genellikle:

  • Açık ve değerlendirilmiş hedefler,

  • Eğitimli bir uygulayıcı,

  • Etik sınırlar,

  • Gizlilik düzenlemeleri,

  • Bilgilendirilmiş onam,

  • Risk değerlendirmesi,

  • Sürecin ve sonuçların izlenmesi

gerekir.

Arkadaşlarla oynanan bir TTRPG oturumu keyifli, destekleyici ve sosyal açıdan yararlı olabilir. Fakat bu özellikler onu kendiliğinden klinik bir müdahaleye dönüştürmez.

TTRPG’ler, uygun eğitim ve yapılandırma bulunduğunda psikoeğitsel veya klinik çalışmalarda destekleyici bir araç olarak kullanılabilir.

Bilişsel davranışçı ilkeler TTRPG’ye nasıl uyarlanabilir?

Bazı uygulama modellerinde TTRPG senaryoları bilişsel davranışçı yaklaşımın belirli öğeleriyle yapılandırılmaktadır.

Örneğin oyuncular:

  • Bir olay karşısında karakterlerinin ne düşündüğünü,

  • Bu düşüncenin hangi duyguyu oluşturduğunu,

  • Duygunun davranışlarını nasıl etkilediğini,

  • Başka hangi düşünce veya davranış seçeneklerinin bulunabileceğini

inceleyebilir.

2024 yılında yayımlanan Critical Skills metodolojisi, TTRPG’lerin ruh sağlığı ve sosyal beceri çalışmalarında daha sistematik biçimde kullanılabilmesi için altı aşamalı bir çerçeve önermektedir.

Bu modelde:

  • Grubun ihtiyaçları önceden değerlendirilir,

  • Hedeflenen beceriler belirlenir,

  • Oyun senaryosu bu becerilere göre hazırlanır,

  • Oturum öncesinde sınırlar konuşulur,

  • Oyun sırasında davranışlar gözlemlenir,

  • Oturum sonunda değerlendirme ve geri bildirim yapılır.

Model ayrıca düşünce, duygu ve davranış arasındaki ilişkiyi değerlendirmek için bilişsel davranışçı tekniklerden yararlanır. Ancak Critical Skills çalışması bir yöntem önerisidir; TTRPG’lerin etkinliğini kesin biçimde kanıtlayan büyük ölçekli bir klinik deney değildir.

TTRPG’ler bir çeşit maruz bırakma sağlar mı?

Sosyal kaygının kanıta dayalı psikolojik müdahalelerinde maruz bırakma önemli bir bileşen olabilir. Kişi, kaçındığı sosyal durumlarla kontrollü ve aşamalı biçimde karşılaşır.

TTRPG sırasında oyuncu da:

  • Grup içinde söz alabilir,

  • Bir görüş ileri sürebilir,

  • Başka oyuncularla anlaşmazlık yaşayabilir,

  • Karakteri adına riskli bir karar verebilir,

  • Beklenmedik bir sosyal durumla karşılaşabilir.

Bu deneyimler sosyal davranış pratiği için fırsat yaratabilir.

Ancak olağan bir TTRPG oturumunu doğrudan “maruz bırakma terapisi” olarak adlandırmak doğru değildir. Klinik maruz bırakma:

  • Kişiye özgü değerlendirmeye,

  • Belirlenmiş korku ve kaçınma örüntülerine,

  • Aşamalı bir plana,

  • Sürecin uzman tarafından izlenmesine

dayanır.

TTRPG’nin sunduğu şey daha doğru biçimde düşük sonuçlu sosyal deneme alanı olarak tanımlanabilir.

TTRPG’lerde başarısızlık neden farklı yaşanabilir?

TTRPG’lerde bir karakterin yaptığı girişim zar sonucunda başarısız olabilir. Fakat bu başarısızlık çoğu zaman oyunun veya hikâyenin bitmesi anlamına gelmez.

Başarısız bir zar atışı:

  • Yeni bir sorun oluşturabilir,

  • Hikâyeyi beklenmedik bir yöne götürebilir,

  • Diğer oyuncuların yardım etmesini gerektirebilir,

  • Farklı bir çözüm aranmasına yol açabilir,

  • Oyunun eğlenceli ve hatırlanabilir bir anına dönüşebilir.

Bu yapı, hatanın mutlaka felaketle sonuçlanmadığını deneyimlemek açısından değerli olabilir.

Bununla birlikte zar sonucunu kişinin gerçek yaşam başarısızlıklarıyla doğrudan eşitlemek doğru değildir. Oyundaki başarısızlığın gerçek yaşama aktarılması kendiliğinden gerçekleşmez. Oyuncunun deneyim üzerinde düşünmesi ve olası bağlantıları kendisinin kurması gerekir.

Karakter üstlenmek sosyal kaygıyı azaltabilir mi?

Bir karakter adına konuşmak, bazı oyuncular için kendi adına konuşmaktan daha kolay olabilir.

Oyuncu:

  • Cesur bir savaşçı,

  • Diplomatik bir elçi,

  • Meraklı bir araştırmacı,

  • Sessiz fakat gözlemci bir büyücü

rolü üstlenebilir.

Bu mesafe, kişinin günlük hayatta denemekten kaçındığı bazı davranışları kurgusal bir bağlamda deneyebilmesini kolaylaştırabilir.

Ancak karakter ile oyuncu arasında kurulan ilişkinin herkeste aynı olmadığı unutulmamalıdır. Bazı kişiler karakter canlandırmayı özgürleştirici bulurken bazıları rol yapma beklentisi nedeniyle daha fazla kaygı yaşayabilir.

Bu nedenle oyuncu:

  • Farklı bir ses kullanmaya,

  • Tiyatro yapar gibi canlandırmaya,

  • Kişisel deneyimlerini açıklamaya

zorlanmamalıdır.

Oyuncunun yalnızca “Karakterim şunu söyler” biçiminde anlatım yapması da geçerli bir katılım şeklidir.

Oyuncu günlüğü yararlı olabilir mi?

Bazı yapılandırılmış TTRPG uygulamalarında oyuncuların oturumlar arasında kısa notlar tuttuğu bir oyuncu günlüğü kullanılmaktadır.

Bu günlükte şu sorulara yer verilebilir:

  • Karakterim bu oturumda hangi sorunla karşılaştı?

  • Hangi düşünce veya karar ona yardımcı oldu?

  • Hangi davranışı işe yaramadı?

  • Grup üyelerinden nasıl yardım aldı?

  • Bir sonraki oturumda neyi farklı deneyebilir?

  • Bu deneyim bana kendi davranışlarım hakkında bir şey düşündürdü mü?

Bu tür bir günlük, oyun deneyimi üzerinde düşünmeye ve metabilişsel farkındalığa yardımcı olabilir.

Ancak “Maceracı Günlüğü” adıyla etkinliği kanıtlanmış bağımsız bir terapi yöntemi bulunmamaktadır. Günlük kullanımı, yapılandırılmış bir çalışmadaki yardımcı değerlendirme ve öz izleme araçlarından biri olarak ele alınmalıdır.

Otizmli bireyler için TTRPG’ler yararlı olabilir mi?

Otizmli bireylerin sosyal ihtiyaçları, duyusal özellikleri, ilgi alanları ve iletişim tercihleri birbirinden farklıdır. Bu nedenle TTRPG’lerin bütün otizmli kişiler için uygun olduğu söylenemez.

Bununla birlikte bazı kişiler için TTRPG’ler:

  • Ortak bir ilgi alanı,

  • Belirgin roller,

  • Yazılı kurallar,

  • Öngörülebilir bir oyun sırası,

  • İletişim için ortak bir konu,

  • Benzer ilgi alanlarına sahip kişilerle buluşma

olanağı sağlayabilir.

Sekiz otizmli yetişkinle yürütülen altı haftalık küçük bir nitel çalışmada katılımcılar, Dungeons & Dragons ortamında gündelik sosyal ortamlara kıyasla daha rahat ve anlamlı etkileşimler yaşadıklarını bildirmiştir. Ancak çalışma küçük örneklemlidir, kontrol grubu yoktur ve sonuçlar katılımcıların öznel anlatılarına dayanmaktadır.

Otizmli bireylere yönelik yaklaşımın amacı, onları nörotipik davranışlara benzetmek değil; güvenli, ilgi çekici ve karşılıklı olarak kabul edici sosyal ortamlar oluşturmak olmalıdır.

Güvenli bir TTRPG grubu nasıl oluşturulur?

Oturum öncesinde sınırlar konuşulmalı

Katılımcıların oyunda karşılaşmak istemediği temalar belirlenmelidir. Şiddet, kayıp, istismar, ayrımcılık veya travmatik içerikler herkes için aynı anlama gelmez.

Katılım biçimi esnek olmalı

Her oyuncunun karakterini teatral biçimde canlandırması beklenmemelidir. Üçüncü tekil şahısla anlatım yapmak veya daha az konuşarak katılmak da kabul edilmelidir.

Baskın oyuncular sınırlandırılmalı

Bir kişinin bütün kararları vermesi, diğer oyuncuların karakterlerini yönetmesi veya sürekli söz kesmesi grup güvenliğini azaltabilir.

Oyun yöneticisi geri bildirime açık olmalı

Oyun yöneticisi yalnızca hikâyeyi anlatan kişi değildir. Grubun katılımını, sınırlarını ve duygusal güvenliğini de gözetmelidir.

Oturum sonunda kısa değerlendirme yapılmalı

Oyunculara şu sorular sorulabilir:

  • Oturumun hangi bölümü keyifliydi?

  • Zorlandığınız bir an oldu mu?

  • Grup içinde kendinizi duyulmuş hissettiniz mi?

  • Bir sonraki oturumda farklı yapılmasını istediğiniz bir şey var mı?

Oyun terapi gibi sunulmamalı

Oyun grubu klinik bir müdahale değilse katılımcılara bunun terapi olduğu söylenmemeli ve ruhsal sorunları tedavi edeceği vaat edilmemelidir.

TTRPG herkes için uygun mudur?

Hayır.

TTRPG’ler şu durumlarda zorlayıcı olabilir:

  • Grup ortamı kişinin kaygısını aşırı artırıyorsa,

  • Rol yapma kişiye rahatsız edici geliyorsa,

  • Oyun çok karmaşık ve uzun sürüyorsa,

  • Grup içinde güvenli sınırlar bulunmuyorsa,

  • Oyun yöneticisi kişisel konuları zorla açtırıyorsa,

  • Katılımcı oyun ile gerçeklik arasındaki sınırı korumakta güçlük yaşıyorsa.

TTRPG bir seçenek olabilir; fakat sosyal kaygısı olan herkesin bu oyunları sevmesi veya bu oyunlardan yararlanması beklenmemelidir.

Sık Sorulan Sorular

TTRPG sosyal kaygıyı tedavi eder mi?

TTRPG’lerin sosyal kaygıyı tek başına tedavi ettiğini gösteren yeterli bilimsel kanıt yoktur. İlk çalışmalar sosyal etkileşim ve kaygı açısından olumlu sonuçlara işaret etse de daha büyük ve kontrollü araştırmalara ihtiyaç vardır.

Dungeons & Dragons terapi midir?

Arkadaşlarla oynanan Dungeons & Dragons bir terapi değildir. Eğitimli bir uzman tarafından belirlenmiş hedefler, etik sınırlar ve değerlendirme yöntemleriyle kullanıldığında profesyonel bir çalışmanın destekleyici aracı olabilir.

Sosyal kaygısı olan biri TTRPG oynayabilir mi?

Evet. Ortak konu, belirli roller ve yapılandırılmış etkileşim bazı kişiler için katılımı kolaylaştırabilir. Ancak kişi rol yapmaya veya konuşmaya zorlanmamalı, grubun güvenli ve kapsayıcı olması sağlanmalıdır.

TTRPG’ler çocuklar için uygun mudur?

Yaşa uygun oyun sistemi, tema ve grup yapısı seçildiğinde çocuklar ve ergenler TTRPG oynayabilir. Karmaşık kurallar sadeleştirilmeli ve yetişkin oyunun içeriğini gelişim düzeyine göre uyarlamalıdır.

Otizmli bireyler TTRPG’den yararlanabilir mi?

Bazı otizmli bireyler ortak ilgi, belirgin kurallar ve yapılandırılmış sosyal etkileşim nedeniyle TTRPG gruplarını yararlı bulabilir. Ancak bireysel ihtiyaçlar ve duyusal özellikler dikkate alınmalıdır.

Sosyal kaygı için profesyonel destek ne zaman düşünülmeli?

Kaygı eğitim, iş, arkadaşlıklar, aile ilişkileri veya günlük işlevselliği belirgin biçimde etkiliyorsa profesyonel değerlendirme düşünülmelidir. TTRPG grupları kanıta dayalı psikolojik desteğin yerine geçmez.

Sonuç: Zarlar bir kapı açabilir, fakat tek başına tedavi etmez

Masaüstü rol yapma oyunları hayal gücü, ortak anlatı ve grup etkileşimini aynı ortamda buluşturur.

Oyuncular bir karakter aracılığıyla söz alabilir, karar verebilir, başkalarından yardım isteyebilir ve beklenmedik sonuçlarla karşılaşabilir. Başarısızlık hikâyeyi bitirmek yerine yeni bir yola dönüştüğünde, hata yapmak daha tolere edilebilir bir deneyim hâline gelebilir.

Bu özellikler TTRPG’leri sosyal kaygı ve sosyal beceriler açısından araştırılmaya değer kılmaktadır.

Ancak araştırmaların henüz başlangıç aşamasında olduğu unutulmamalıdır. Küçük ve keşifsel çalışmalar olumlu sonuçlar gösterse de TTRPG’leri kanıtlanmış, bağımsız ve herkes için geçerli bir tedavi yöntemi olarak tanımlamak doğru değildir.

Bazen bir karakterin arkasından konuşmak, kişinin kendi sesiyle konuşmaya doğru küçük bir adım oluşturabilir. Bu adımın ne kadar güvenli ve anlamlı olacağını ise yalnızca zarlar değil; grubun niteliği, oyun yöneticisinin yaklaşımı ve masanın etrafında kurulan ilişki belirler.

Önemli bilgilendirme

Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Masaüstü rol yapma oyunları sosyal etkileşim, eğitim ve psikososyal çalışmalar içinde destekleyici bir araç olarak kullanılabilir. Sosyal kaygı bozukluğu, depresyon, otizm veya başka bir ruhsal ya da nörogelişimsel durum için profesyonel değerlendirme ve desteğin yerine geçmez.

Kaynakça

  1. Varrette, M. ve diğerleri. (2023). Exploring the efficacy of cognitive behavioral therapy and role-playing games as an intervention for adults with social anxiety. Social Work with Groups, 46(2), 140–156.

  2. Merrick, A., Li, W. W. ve Miller, D. J. (2024). A Study on the Efficacy of the Tabletop Roleplaying Game Dungeons & Dragons for Improving Mental Health and Self-Concepts in a Community Sample. Games for Health Journal, 13(2), 128–133.

  3. Yuliawati, L. ve diğerleri. (2024). A Scoping Review of Tabletop Role-Playing Game Applied in Therapeutic and Educational Contexts. Inquiry.

  4. Otani, V. H. O. ve diğerleri. (2024). Framework Proposal for Role-Playing Games as Mental Health Intervention: The Critical Skills Methodology. Frontiers in Psychiatry, 15, 1297332.

  5. Atherton, G. ve diğerleri. (2025). A Critical Hit: Dungeons and Dragons as a Buff for Autistic People. Autism.

 

 
 
 

Yorumlar


bottom of page