top of page

Oyun ve İşbirliği: Birlikte Oynamanın Bilişsel ve Sosyal Gücü

İşbirlikçi oyunlar, oyuncuların birbirlerini yenmek yerine ortak bir hedefe ulaşmaya çalıştıkları oyunlardır. Bu oyunlar; iletişim kurma, farklı görüşleri dinleme, görev paylaşma, birlikte karar verme ve hayal kırıklığını yönetme gibi becerilerin uygulanabileceği doğal bir ortam oluşturabilir. Araştırmalar yapılandırılmış işbirlikçi oyun programlarının çocukların prososyal davranışlarını, iletişimlerini ve yaratıcılıklarını destekleyebileceğini gösteriyor. Ancak kazanımlar oyunun özelliklerine, uygulama süresine ve oyuna eşlik eden yetişkinin yaklaşımına göre değişiyor.


Oyun yalnızca boş zaman etkinliği midir?

Oyun çoğu zaman çocukların eğlenmesini veya zaman geçirmesini sağlayan bir etkinlik olarak görülür. Oysa oyun; çocuğun çevresini araştırdığı, kuralları sınadığı, başka insanların niyetlerini anlamaya çalıştığı ve kendi tepkilerini gözlemlediği temel öğrenme alanlarından biridir.

Çocuk oyun sırasında yalnızca bir nesneyi hareket ettirmez veya bir hedefe ulaşmaya çalışmaz. Aynı zamanda beklemeyi, tahmin etmeyi, karar vermeyi, yanılmayı ve yeniden denemeyi deneyimler. Başka insanlarla oynadığında bu zihinsel süreçlere iletişim, ilişki ve duygu düzenleme de eklenir.

Klinik psikolog ve eğitsel oyun tasarımcısı olarak oyunun en değerli özelliklerinden birinin, öğrenme ile ilişkiyi aynı deneyim içinde bir araya getirmesi olduğunu düşünüyorum. Çocuk bir yandan problem çözmeye çalışırken diğer yandan karşısındaki insanın yüzünü, ses tonunu, niyetini ve tepkisini izler.

Bu nedenle birlikte oynamak, yalnızca aynı oyuna katılmak değildir. Aynı hedef üzerinde düşünmek, ortak bir dil kurmak ve birbirinin varlığını hesaba katmak demektir.

İşbirlikçi oyun nedir?

İşbirlikçi oyunlarda oyuncuların ortak bir hedefi bulunur. Oyuncular çoğunlukla birlikte kazanır veya birlikte kaybeder.

Örneğin oyuncular:

  • Süre dolmadan ortak bir görevi tamamlamaya,

  • Bir tehlikeyi birlikte durdurmaya,

  • Kaybolan parçaları bulmaya,

  • Ortak kaynakları doğru biçimde kullanmaya,

  • Bir hikâyedeki sorunu ekip olarak çözmeye çalışabilir.

Bu oyunlarda oyuncuların yalnızca kendi hamlelerini düşünmeleri yeterli değildir. Diğer oyuncuların sahip olduğu bilgileri, becerileri ve ihtiyaçları da dikkate almaları gerekir.

İşbirliği, herkesin aynı şeyi düşünmesi anlamına gelmez. Aksine, farklı önerilerin ortak bir karar içinde birleştirilmesini gerektirir.

İşbirlikçi oyunlar hangi becerileri kullanmayı gerektirir?

Birlikte oynanan oyunlar, oyunun mekaniklerine bağlı olarak çeşitli bilişsel ve sosyal becerileri harekete geçirebilir.

Ortak dikkat

Oyuncuların aynı hedefi, oyun tahtasını veya problemi izlemesi gerekir. Bir oyuncunun yalnızca kendi önündeki parçaya değil, grubun genel durumuna da dikkat etmesi beklenir.

Çalışma belleği

Oyuncular ortak planı, önceki hamleleri, kalan kaynakları ve diğer oyuncuların verdiği bilgileri kısa süreli olarak zihinlerinde tutmak zorunda kalabilir.

Planlama

Grubun yalnızca o anki hamleyi değil, birkaç adım sonrasını da değerlendirmesi gerekir. “Şimdi bunu yaparsak daha sonra ne olur?” sorusu ortak düşünmenin bir parçasına dönüşür.

Bilişsel esneklik

İlk plan işe yaramadığında oyuncuların yeni bir strateji geliştirmesi gerekir. Bir oyuncunun önerisinden vazgeçmesi veya başka bir oyuncunun fikrini kabul etmesi bilişsel esneklik gerektirebilir.

İletişim

Oyuncular bilgi paylaşır, soru sorar, açıklama yapar ve bazen karşısındakini ikna etmeye çalışır. İletişimin niteliği oyunun sonucunu doğrudan etkileyebilir.

Perspektif alma

Bir oyuncu, diğer kişinin neden farklı düşündüğünü anlamaya çalışabilir. Bu süreç perspektif alma için bir uygulama alanı sağlayabilir; ancak yalnızca oyun oynamanın otomatik olarak empati geliştireceği varsayılamaz.

İşbirlikçi oyunlar sosyal becerileri geliştirir mi?

İşbirlikçi oyunların en önemli özelliği, olumlu sosyal davranışları yalnızca konuşma konusu hâline getirmemesi; oyuncuların bu davranışları oyun sırasında kullanmasını gerektirmesidir.

Oyuncuların:

  • Bilgi paylaşması,

  • Yardım istemesi,

  • Yardım teklif etmesi,

  • Sırasını beklemesi,

  • Başka bir öneriyi dinlemesi,

  • Ortak karara katkıda bulunması,

  • Bireysel isteğiyle grubun ihtiyacı arasında denge kurması

gerekebilir.

Maite Garaigordobil ve çalışma arkadaşlarının yaklaşık yirmi yıla yayılan araştırmaları, 4–12 yaş arasındaki çocuklara yönelik dört ayrı işbirlikçi-yaratıcı oyun programını incelemiştir. Programlar haftalık oturumlar hâlinde bir okul yılı boyunca uygulanmış; araştırmalarda deney ve kontrol grupları kullanılmıştır.

Sonuçlarda bazı olumlu sosyal davranışlarda, prososyal problem çözme yollarında, grup içi iletişimde, benlik algısında ve yaratıcılık ölçümlerinde gelişmeler bildirilmiştir. Etkilerin önemli bir bölümünün yalnızca oyunlardan değil, oturum sonlarında yapılan değerlendirmelerden ve yetişkinin prososyal davranışları fark edip desteklemesinden de kaynaklandığı belirtilmiştir.

Bu ayrıntı önemlidir: Araştırmalar bize yalnızca “oyun oynatın” demiyor. Oyunun nasıl yapılandırıldığı ve deneyimin nasıl konuşulduğu da sonucu etkiliyor.

İşbirliği rekabetten her zaman daha mı iyidir?

Hayır. Rekabetçi oyunların doğası gereği zararlı, işbirlikçi oyunların ise her koşulda yararlı olduğu söylenemez.

Uygun biçimde yönetilen rekabetçi oyunlar da:

  • Kuralları kabul etme,

  • Strateji geliştirme,

  • Kaybetmeyle baş etme,

  • Başkasının başarısını tolere etme,

  • Dürtüleri kontrol etme

gibi becerilerin kullanılması için fırsat oluşturabilir.

Buna karşılık bir işbirlikçi oyun da grup içinde bazı sorunlara yol açabilir. Örneğin daha baskın bir oyuncu bütün kararları tek başına alabilir, diğer oyuncuların hamlelerini yönetebilir veya “En doğruyu ben biliyorum” tutumuyla grubun katılımını azaltabilir.

Araştırmalar da işbirlikçi ve rekabetçi oyunlar arasında her zaman tek yönlü ve kesin bir fark bulunmadığını gösteriyor. Bazı çalışmalarda işbirlikçi oyunlar sırasında daha fazla yardımlaşma ve paylaşma gözlenirken, bazı çalışmalarda işbirlikçi ve rekabetçi masa oyunlarının benzer miktarda prososyal davranış oluşturduğu bildirilmiştir. İşbirlikçi oyunların daha fazla beğenildiği veya daha keyifli bulunduğu sonuçlar da vardır.

Dolayısıyla temel soru “Rekabet mi, işbirliği mi?” olmamalıdır. Daha yararlı soru şudur:

Bu oyun, bu çocuk ve bu grup için nasıl bir etkileşim yaratıyor?

Modern kutu oyunları geleneksel oyunlardan farklı mı?

Geleneksel masa oyunlarının önemli bir bölümünde zar atma, ilerleme ve şans öne çıkar. Modern kutu oyunlarında ise farklı oyun mekaniklerinin kullanıldığı çok daha geniş bir tasarım çeşitliliği bulunur.

Oyuncular:

  • Ortak kaynakları yönetebilir,

  • Gizli veya açık bilgiler paylaşabilir,

  • Görev dağılımı yapabilir,

  • Değişen koşullara uyum sağlayabilir,

  • Ortak bir anlatı oluşturabilir,

  • Birbirini tamamlayan farklı roller üstlenebilir.

Ancak “modern oyun”, “Eurogame” ve “işbirlikçi oyun” aynı anlama gelmez.

Eurogame olarak tanımlanan oyunların çoğu rekabetçidir. Bu oyunlarda doğrudan çatışma daha sınırlı olabilir; oyuncular çoğunlukla kaynak yönetimi, alan kullanımı ve puanlama üzerinden yarışırlar. Bunlar planlama ve stratejik düşünme fırsatı sunabilir; fakat oyuncuları mutlaka işbirliğine veya empatiye yönelttiği söylenemez.

Masaüstü rol yapma oyunları ise ayrı bir kategoridir. Oyuncuların karakter üstlendiği ve ortak bir hikâye geliştirdiği bu oyunlar; yaratıcılık, anlatı oluşturma ve grup içinde karar verme için farklı bir alan sunabilir. Bununla birlikte ruh sağlığı üzerindeki etkilerine ilişkin araştırmalar henüz gelişme aşamasındadır.

Oyunlarda “güvenli başarısızlık” ne anlama gelir?

Oyun, gerçek hayata göre sonuçları daha sınırlı olan bir deneme alanı sunabilir. Bir strateji işe yaramadığında oyuncu çoğunlukla önemli bir gerçek yaşam kaybı yaşamaz; oyunu yeniden deneyebilir.

Bu nedenle oyunlar:

  • Hata yapmayı,

  • Plan değiştirmeyi,

  • Yardım istemeyi,

  • Sonucu kabul etmeyi,

  • Yeniden başlamayı

deneyimlemek için görece güvenli ortamlar oluşturabilir.

Ancak oyun içinde kaybetmek veya başarısız olmak psikolojik dayanıklılığı kendiliğinden geliştirmez. Çocuk kaybettiğinde küçümseniyor, utandırılıyor veya hataları sürekli yüzüne vuruluyorsa oyun güvenli bir deneyim olmaktan çıkar.

Benzer biçimde oyun sırasındaki başarısızlığı “terapötik maruz bırakma” olarak tanımlamak doğru değildir. Klinik maruz bırakma uygulamaları, değerlendirmeye ve belirli bir psikolojik formülasyona dayanan profesyonel müdahalelerdir. Olağan bir kutu oyununda yaşanan hayal kırıklığı bununla aynı değildir.

Daha doğru ifade şudur:

Oyun, uygun bir ilişki içinde hata yapma ve yeniden deneme konusunda düşük sonuçlu bir uygulama alanı sunabilir.

Çocuk kaybettiğinde yetişkin nasıl yaklaşmalı?

Yetişkinin görevi çocuğun hiç üzülmemesini sağlamak değildir. Duygunun ortaya çıkmasına izin verirken çocuğun bu duyguyla baş edebilmesine eşlik etmektir.

Örneğin şu ifadeler kullanılabilir:

  • “Kaybettiğin için hayal kırıklığı yaşadığını görüyorum.”

  • “Planımız işe yaramadı. Başka ne deneyebiliriz?”

  • “Bu kez olmadı; ama hangi hamlemiz bize yardımcı oldu?”

  • “Bir sonraki oyunda neyi farklı yapabiliriz?”

  • “Arkadaşının fikrinden yararlandığımız bir an oldu mu?”

Buna karşılık şu yaklaşımlar genellikle yararlı değildir:

  • “Bunda üzülecek ne var?”

  • “Kazanmayı da kaybetmeyi de öğren.”

  • “Sen zaten hiç dikkat etmedin.”

  • “Bak, arkadaşın senden daha iyi oynadı.”

  • Çocuğun üzülmemesi için sürekli kazanmasına izin vermek.

Amaç duyguyu ortadan kaldırmak değil, duygunun güvenli bir ilişki içinde yaşanabilir olduğunu göstermektir.

İşbirlikçi oyunlarda yetişkinin rolü nedir?

Çocukla oynayan yetişkin, bütün kararları veren bir yöneticiye dönüşmemelidir. Bunun yerine çocuğun kendi düşünme ve karar verme sürecini desteklemelidir.

Bu yaklaşım eğitim psikolojisinde “iskele kurma” olarak adlandırılır. Yetişkin, çocuğun henüz tek başına yapamadığı fakat destekle gerçekleştirebildiği görevlerde geçici yardım sunar. Çocuk yeterlilik kazandıkça destek azaltılır.

Oyun sırasında yetişkin:

  • Kuralları küçük parçalara ayırabilir,

  • Çocuğa düşünmesi için zaman tanıyabilir,

  • Doğru hamleyi söylemek yerine seçenekleri gösterebilir,

  • “Sence ne yapabiliriz?” diye sorabilir,

  • Sessiz kalan çocuğun görüşünü davet edebilir,

  • Baskın oyuncunun bütün grubu yönetmesini sınırlayabilir,

  • Grup üyelerinin katkılarını görünür hâle getirebilir.

Ancak her hamleyi eğitsel veya psikolojik bir değerlendirmeye çevirmek oyunun doğallığını bozabilir. Çocuk bazen yalnızca oyun oynamak ister.

İyi bir yetişkin eşliği, öğretme isteği ile oyunun kendiliğindenliği arasında denge kurar.

İşbirlikçi oyunlar aile ilişkilerini güçlendirir mi?

Birlikte oyun oynamak, aile üyelerine ortak bir etkinlik çevresinde buluşma fırsatı verebilir. Oyunun kuralları, konuşmanın nasıl başlayacağını veya zamanın nasıl geçirileceğini belirleyen bir çerçeve sunar.

Bu durum özellikle doğrudan sohbet etmekte zorlanan çocuklarda yararlı olabilir. Çocuğun bütün dikkati kendisine yönelmiş değildir; konuşma ve etkileşim ortak bir nesne üzerinden ilerler.

Bununla birlikte yalnızca aynı masada oturmak aile bağlarının mutlaka güçleneceği anlamına gelmez. Oyunun ilişki üzerindeki etkisi şu koşullara bağlıdır:

  • Çocuk oyuna gönüllü katılıyor mu?

  • Yetişkin sürekli eleştiriyor mu?

  • Oyunda herkesin söz hakkı var mı?

  • Hatalar tolere ediliyor mu?

  • Oyunun zorluk düzeyi aile üyelerine uygun mu?

  • Amaç birlikte zaman geçirmek mi, çocuğu sürekli eğitmek mi?

Oyun, güven ilişkisini tek başına inşa eden sihirli bir araç değildir. Fakat güvenli ilişki için tekrarlanan ortak deneyimler oluşturabilir.

DEHB tanılı çocuklarda kutu oyunları kullanılabilir mi?

DEHB tanılı çocuklar dikkatlerini sürdürme, dürtülerini kontrol etme, sıralarını bekleme veya plan yapma alanlarında farklı düzeylerde güçlük yaşayabilir.

Kısa, hedefi açık ve anında geri bildirim veren oyunlar bazı çocukların etkinliğe katılımını kolaylaştırabilir. Kutu oyunları üzerine yapılan küçük ölçekli kontrollü bir pilot araştırmada, yapılandırılmış oyun uygulamalarının DEHB tanılı çocukların bazı yürütücü işlev ve davranış ölçümleri üzerindeki etkileri incelenmiş ve umut verici sonuçlar bildirilmiştir.

Ancak bu araştırmalar kutu oyunlarının DEHB’yi tedavi ettiğini veya bütün çocuklarda aynı oranda gelişme sağladığını göstermez.

Oyun seçerken şu noktalara dikkat edilebilir:

  • Başlangıçta kısa oyun süresi,

  • Açık ve sınırlı sayıda kural,

  • Uzun süre sıra beklemeyi gerektirmeyen yapı,

  • Çocuğun aktif kalmasını sağlayan hamleler,

  • Görsel ve somut geri bildirim,

  • Gerektiğinde kısa mola verebilme,

  • Başarı için yalnızca hızlı tepki vermenin gerekmemesi.

Kutu oyunları profesyonel değerlendirmenin veya kanıta dayalı DEHB müdahalelerinin yerine geçmez.

Otizmli bireylerde işbirlikçi oyunlar kullanılabilir mi?

Otizmli bireylerin iletişim biçimleri, duyusal ihtiyaçları, ilgi alanları ve belirsizliğe toleransları birbirinden farklıdır. Bu nedenle bütün otizmli bireyler için uygun tek bir oyun türü yoktur.

Kuralları açık, sırası öngörülebilir ve ortak hedefi somut olan oyunlar bazı bireyler için sosyal etkileşimi daha anlaşılır hâle getirebilir. Ortak bir oyun üzerinde konuşmak, yapılandırılmamış sosyal sohbetten daha kolay olabilir.

Bununla birlikte:

  • Gürültülü ortamlar,

  • Çok hızlı ilerleyen oyunlar,

  • Belirsiz sosyal kurallar,

  • Yoğun rol yapma beklentisi,

  • Dokunmaya veya yakın fiziksel temasa dayalı etkinlikler

bazı oyuncular için zorlayıcı olabilir.

Oyun temelli müdahaleleri inceleyen güncel çalışmalar sosyal etkileşim ve bazı bilişsel sonuçlarda umut verici bulgular bildirmektedir. Ancak bu araştırmalar masa oyunları, dijital oyunlar ve farklı yapılandırılmış müdahaleleri birlikte içerebilir. Araştırma sayısının ve yöntemsel kalitenin sınırlı olması nedeniyle sonuçlar dikkatle yorumlanmalıdır.

Kutu oyunları otizmi tedavi etmez. Uygun şekilde uyarlandığında ortak dikkat, iletişim ve grup etkinliğine katılım için kullanılabilecek araçlardan biri olabilir.

İşbirlikçi oyun seçerken nelere dikkat edilmeli?

Bir oyunun üzerinde “işbirlikçi” yazması, o oyunun her çocuk veya grup için uygun olduğu anlamına gelmez.

Ortak hedef açık mı?

Oyuncular neyi birlikte gerçekleştirmeye çalıştıklarını anlayabilmelidir.

Her oyuncunun gerçek bir katkısı var mı?

Bir oyuncunun oyunu tek başına yönetmesi mümkünse diğer oyuncular pasifleşebilir. İyi bir işbirlikçi oyun, farklı kişilerin katkılarını gerekli hâle getirir.

Oyun baskın oyuncuyu sınırlandırıyor mu?

Bilgilerin oyuncular arasında dağıtılması, farklı roller verilmesi veya iletişime bazı sınırlar konulması herkesin sürece katılımını kolaylaştırabilir.

Zorluk düzeyi uygun mu?

Oyun sürekli çok kolay kazanılıyorsa planlama gereksizleşebilir. Sürekli kaybediliyorsa oyuncular motivasyonlarını yitirebilir.

Oyun süresi gruba uygun mu?

Özellikle küçük çocuklarda kısa ve tekrar oynanabilir oyunlar, uzun ve yorucu oyunlardan daha işlevsel olabilir.

Şans ile karar verme dengeli mi?

Bir miktar şans oyunu heyecanlı tutabilir. Ancak sonucun neredeyse bütünüyle şansa bağlı olması, ortak strateji geliştirme fırsatını azaltabilir.

Tema oyuncuların ilgisini çekiyor mu?

Çocukların ilgi alanları oyuna katılımı etkiler. Bilimsel olarak yararlı olduğu söylenen fakat çocuğun oynamak istemediği bir oyun pratikte yararlı olmayabilir.

Eğitimciler ve ebeveynler için uygulanabilir öneriler

İşbirliği ile rekabet arasında çeşitlilik sağlayın

Yalnızca işbirlikçi veya yalnızca rekabetçi oyunlara bağlı kalmak gerekmez. Çocuğun farklı sosyal durumları deneyimlemesine olanak tanıyın.

Çocuğun yerine karar vermeyin

Doğru hamleyi hemen söylemek yerine düşünmesi için zaman verin. Gerektiğinde “Hangi seçeneklerimiz var?” diye sorun.

Sessiz oyunculara alan açın

Grup içinde bazı çocuklar daha hızlı konuşabilir veya kararları üstlenebilir. Her oyuncunun görüşünü ifade etmesini destekleyin.

Sonuçtan çok sürece dikkat edin

Yalnızca kazanmayı değil; iyi bir öneriyi, yardım istemeyi, esnek davranmayı ve başka bir fikri dinlemeyi de fark edin.

Her oyunu derse dönüştürmeyin

Oyun eğitici olabilir; fakat çocuk için öncelikle oyun olarak kalmalıdır. Sürekli soru sormak ve değerlendirme yapmak doğal etkileşimi azaltabilir.

Zorlanmayı dozunda tutun

Oyun ne tamamen kolay ne de sürekli başarısızlık üretecek kadar zor olmalıdır. Gerekirse kural veya süre uyarlaması yapın.

Sık Sorulan Sorular

İşbirlikçi oyun ne demektir?

İşbirlikçi oyun, oyuncuların ortak bir hedef doğrultusunda birlikte karar verdiği ve çoğunlukla birlikte kazanıp birlikte kaybettiği oyun türüdür.

İşbirlikçi oyunlar çocuklara ne kazandırır?

İletişim, ortak problem çözme, sıra bekleme, bilgi paylaşma, planlama ve farklı görüşleri değerlendirme gibi becerilerin kullanılmasına fırsat sağlayabilir. Ancak etkinin ortaya çıkması oyunun niteliğine ve nasıl oynandığına bağlıdır.

Rekabetçi oyunlar çocuklar için zararlı mıdır?

Hayır. Uygun biçimde yönetilen rekabetçi oyunlar strateji geliştirme, kuralları kabul etme ve kaybetmeyle baş etme deneyimi sağlayabilir. Sorun rekabetin varlığı değil; alay etme, aşağılama ve aşırı sonuç odaklılık gibi davranışlardır.

İşbirlikçi oyunlar empatiyi geliştirir mi?

Bu oyunlar diğer oyuncuların ihtiyaçlarını ve fikirlerini dikkate alma fırsatı sunabilir. Ancak yalnızca işbirlikçi bir oyun oynamanın empatiyi otomatik olarak geliştirdiği söylenemez.

Çocuk sürekli grubu yönetiyorsa ne yapılmalı?

Karar vermeden önce herkesin fikrinin alınması, rollerin sırayla değiştirilmesi ve oyunculara farklı bilgiler verilmesi yararlı olabilir. Yetişkin baskın oyuncuyu utandırmadan grup katılımını dengelemelidir.

Kaç yaşından itibaren işbirlikçi oyun oynanabilir?

Tek bir başlangıç yaşı yoktur. Basit ortak hedefler içeren oyunlar okul öncesi dönemde kullanılabilir. Oyun; çocuğun kural anlama, sıra bekleme ve dikkat süresine uygun seçilmelidir.

İşbirlikçi oyunlar psikolojik desteğin yerine geçer mi?

Hayır. Oyunlar gelişimsel, eğitsel veya psikososyal çalışmaları destekleyebilir; ancak ruhsal ya da nörogelişimsel bir durumun değerlendirilmesi ve ele alınması için gereken profesyonel desteğin yerine geçmez.

Sonuç: Birlikte kazanmanın ötesinde

İşbirlikçi oyunların değeri yalnızca oyuncuların aynı hedefe ulaşmasında değildir. Asıl değer, hedefe ulaşmaya çalışırken ortaya çıkan etkileşimdedir.

Oyuncular birbirlerinin fikirlerini duyar, bazen anlaşamaz, planlarını değiştirir, yardım ister ve ortak bir karar oluşturmaya çalışır. Böylece oyun, birlikte düşünmenin ve birlikte hareket etmenin küçük bir modeli hâline gelir.

Bilimsel araştırmalar, yapılandırılmış işbirlikçi-yaratıcı oyun programlarının çocukların bazı sosyal, duygusal ve bilişsel becerilerini destekleyebileceğini gösteriyor. Bununla birlikte oyunların etkisi otomatik değildir. Oyunun tasarımı, uygulama süresi, grubun özellikleri ve yetişkinin yaklaşımı sonucu belirler.

Çocuğa yalnızca “Birlikte oyna” demek yeterli değildir. Çocuğun katkısının duyulduğu, hatalarının utanca dönüşmediği ve farklı fikirlerin gerçek anlamda yer bulduğu bir oyun ortamı oluşturmak gerekir.

Çünkü işbirliğinin ilk adımı aynı hedefe bakmak değil, o hedefe giderken birbirini görebilmektir.

Önemli bilgilendirme

Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Kutu ve masa oyunları eğitsel, gelişimsel ve psikososyal çalışmalarda destekleyici araçlar olarak kullanılabilir. DEHB, otizm, anksiyete veya başka bir ruhsal ya da nörogelişimsel durum için profesyonel değerlendirme ve desteğin yerine geçmez.

Kaynakça

  1. Garaigordobil, M., Berrueco, L. ve Celume, M. P. (2022). Developing Children’s Creativity and Social-Emotional Competencies through Play: Summary of Twenty Years of Findings of the Evidence-Based Interventions “Game Program”. Journal of Intelligence, 10(4), 77.

  2. Estrada-Plana, V. ve diğerleri. (2019). A Pilot Study of the Efficacy of a Cognitive Training Based on Board Games in Children with Attention-Deficit/Hyperactivity Disorder. Games for Health Journal, 8(4), 265–274.

  3. Moya-Higueras, J. ve diğerleri. (2023). Just Play Cognitive Modern Board and Card Games, It’s Going to Be Good for Your Executive Functions: A Randomized Controlled Trial with Children at Risk of Social Exclusion. Children, 10(9), 1492.

  4. Noda, S., Shirotsuki, K. ve Nakao, M. (2019). The Effectiveness of Intervention with Board Games: A Systematic Review. BioPsychoSocial Medicine, 13, 22.

  5. Gao, J. ve diğerleri. (2025). The Effect of Game-Based Interventions on Children and Adolescents with Autism Spectrum Disorder: A Systematic Review and Meta-Analysis.

  6. Yuliawati, L. ve diğerleri. (2024). A Scoping Review of Tabletop Role-Playing Games Applied in Therapeutic and Educational Contexts.

 

Yorumlar


bottom of page